Allah İçin Allah De!
Çingene Ali, umutsuz bir şekilde padişahın kızı Selma'ya âşık olmuştu.
Umutsuzdu çünkü âşık olduğu kişi padişahın kızı, kendisi ise bir
Çingeneydi. Ama âşık olmuştu bir kere, aklı fikri padişahın kızı
Selma'daydı. Selma’nın aşkından Mecnun’a dönmüş bir şekilde kafasını
bir o yana vuruyor, bir bu yana vuruyordu.
Onu sevenlerden biri:
- Sen bir de Abdulkâdir Geylânî’nin halifesi olan Ali Heytî Hazretlerine git, akıl danış, dedi.
Ali, umutsuz ve çaresiz bir şekilde derdini anlattı Ali Heytî Hazretlerine.
- Ali, padişahın kızına kavuşabilmek için ben ne dersem yapmaya razı
mısın, dedi Ali Heyti. Çingene Ali gözlerini dört açmış bir şekilde:
- Sen bana padişahın kızı Selma'yı getir; ne dilersen yaparım, uğruna
her şeye hazırım, cevabını verdi. Ali Heyti’nin “Ben ne dersem
yapacaksan bu iş olur; ama ne dersem yapacaksın, itirazsız” şartını
derhal kabul etti Çingene Ali.
Ne olursa olsun Allah diyeceksin
Ali Heyti Hazretleri Çingene Ali'yi bir dağın tepesindeki mağaraya götürdü.
- Şimdi burada şu kayanın üstüne otur ve kim gelirse gelsin, ne olursa
olsun umursamadan Allah diyeceksin, diye tembihte bulundu. Çingene Ali,
şaşkın bir şekilde:
- Allah demekle padişahın kızının ne alâkası var, dedi.
Ali Heyti Hazretleri kızgın bir şekilde
- Ali soru yok! Sen dediğimi yap kız sana gelecek inşaallah, diye konuştu.
Çingene Ali söylenene uyarak “Allah, Allah, Allah” demeye başladı.
Ali Heyti Hazretleri haftada bir yemek getiriyordu. Çingene Ali, “Hani
padişahın kızı, ne oldu, niye gelmedi?” sorularına her defasında "Allah
de" cevabını alıyordu.
Ali aşkının tılsımından bir denileni iki etmiyor, kıza kavuşma ümidiyle her şeye, herkese "Allah" diyordu.
Hiç durmadan Allah diyen bir veli
Vakit geçtikçe Çingene Ali'nin nâmı şehre yayıldı. Civardan geçen
kervanların haber vermesiyle Çingene Ali, memleketin uzağından gelmiş,
ıssız bir mağaraya sığınmış bir büyük Allah dostu, hiç durmadan Allah
diyen bir veli olarak şehirde anılmaya başlandı. Öyle ki, onun
hakkında, nice kerametler söylendi, nice kişiler onun tılsımlı
nefesinin kudretinden bahsetmeye başladı.
Ali Heyti Hazretleri Ali'nin yanına haftada bir uğruyor yemek
getiriyor, Çingene Ali, O'nu her gördüğünde "Hani kız nerede, niye
gelmedi hâlâ?" diyordu. Ali Heyti hazretleri ise "Az kaldı, bekle,
Allah de" karşılığını veriyordu.
Bir gün geldi, padişahın kızı hastalandı. Hastalık karşısında memleketin bütün tabipleri çaresiz kaldı. Padişaha:
- Efendim memleketimizin büyüklerinden Allah dostu bir Ali Heyti
Hazretleri var, bir de ona soralım bu hastalığa biz çare bulamadık,
dediler.
Padişah, Ali Heyti Hazretlerini huzuruna davet etti. Meramını anlattı.
Ali Heyti Hazretleri:
- Padişahım, dedi, memleketimizde ün salan, bir dağın tepesindeki
mağarada sürekli Allah diyen birisi var, belki o bir şeyler yapabilir.
Padişah zaten o kişinin nâmını çoktan duymuştu. Derhal dağa doğru gidilmesi, o Hazretin görüşünün alınması için emir verdi.
Ali Heyti Hazretleri, Çingene Ali'nin yanına geldi. Ona:
- Evlâdım, padişah maiyetiyle senin yanına geliyor. Sana ne teklif
ederse etsin, kabul etme, toprak, altın, makam... Hiç birisine iltifat
etme ancak kızını teklif ederse zevceliğe kabul et, dedi.
Çingene Ali, daha bir şevkle “Allah” demeye başladı. Tam kırk gün
dolmuştu o mağarada Allah demeye devam edeli, aklında padişahın
kızından başka hiç bir şey yoktu.
Allah için Allah dedi, kalbi dayanmadı
Padişah maiyetiyle mağaraya geldi. Baktıki bir derviş hararetle “Allah,
Allah” diyor, imrendi. “Ne hoş bir insan, dünya hiç umurunda değil,
dedikleri kadar varmış” diye düşündü. Ali Heyti Hazretleri, Çingene
Ali'ye, padişahın meramını aktardı. Ali "Allah, Allah" dedi. Ali Heyti
Hazretleri padişaha dönerek:
- Padişahım gördüğünüz gibi, sadece Allah diyor. İltifatını celbetmek için, bize yüzünü dönmesi için ona hediye verseniz dedi.
Padişah, Ali'ye mülk hediye etmek istedi. Ali " Allah" dedi... Padişah
makam teklif etti... Ali "Allah" dedi. Padişah altın dedi... Ali "
Allah" dedi...
Ali Heyti Hazretleri, padişaha yaklaşarak:
- Padişahım, dedi, bir de kerimenizin izdivacını teklif etseniz.
Padişah düşündü: Bu adamdan daha lâyık kim olabilirdi ki kızı için…
Sürekli Allah diyen, dünyaya bel bağlamayan bir Allah dostu, halk da
onu çok seviyor…
- Kızımın nikahını alır mısın? dedi.
Ali, yanlış mı duymuştu, padişah ona kızının, Selma'nın nikahını teklif
ediyordu... Hem de kime, Çingene Ali'ye… Neden, neden, neden? Ali
düşündü, düşündü…
- Ben ki bir kız için, aşkım için kırk gün sadece Allah Allah dedim;
emelime kavuştum, kıza kavuştum... Ya Rabbi! Ya Senin için, şanın için
Allah deseydim, bana ne büyük lütuflar verirdin... Sen ne yüce bir
hükümdarsın! Ey şanı Yüce, Çingene Ali'nin de padişahın da Rabbi Allah,
dedi ve oracıkta can verdi...
Rivayet edilir ki son nefesiyle ermişler arasında yerini aldı Çingene Ali...